27 Şubat 2015 Cuma

Şu "An"ımda Korkuyorum, Sadece Seyretmeyi Tercih Ediyorum

Bazı insanlar ulaşılmazdır...

Onları yalnızca seyredilmek içindir. Vitrine koymak için durmadan alınan porselen figürler gibi...

Hatırlayın, küçükken annelerimiz vitrinlerinden, o güzel porselen figürlerden, nasıl da uzak tutmaya çalışırlardı bizi, bir çocuğu böylesine güzel, ulaşılmaz bir şeyden uzak tutmak üstün bir çaba...

"Yavrum, onlar oraya ait, dışarıdan izlemek için...
Eğer dokunmaya çalışırsak kırılabilirler, zarar verebiliriz. Kırıldıklarında zarar görebiliriz, üzülürüz..."

Şimdi çocuk gibiyim. O porselen bebeklerden biriyle oynamak istiyorum, ona dokunmak istiyorum.
Gerçekler annem gibi... "Onlar dışarıdan izlemek için, sadece figür onlar, gerçek oyuncak değil...Oynarsan ve kırılırsa sana zarar verir... Sana onlarla oynaman için fırsat tanıyamam, kesinlikle olmaz..."

Ya fırsatın olmazsa hiç oynamaya....
Ya fırsatın olursa...

Ne yapmalıyım... Doğrusu ne?

Dokunmamak, riske atmamak hiçbir şeyi, sadece seyretmek mi?
Yoksa her şeye rağmen dokunmak, risk almak mı?

Ya fırsatın olur da oynamaz ve ömrün boyunca seyredersen ve bundan pişmanlık duyarsan... Sadece hayallerinde kalırsa oynamak...
Ya fırsatın olursa dokunduğunda düşer kırılır ve seni yaralarsa...

Sanırım benim gibi birinin yapacağı, seyretmek ve bunu kabullenmek, fırsatının asla olmayacağını düşünmek... Ulaşamayacağını bilmek, bunun farkına varmak... Oynamamak, gülümseyerek seyretmek... Gerçeklerin, annemin dediğinin dışına çıkmamak...
Benim tercihim bu.

Evet korkuyorum... Fırsatımın asla olmamasından, olursa ve ulaşırsam zarar göreceğimden korkuyorum... O yüzden bunu seçiyorum...


Ya sen?

28.2.15 01:40


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder