22 Mart 2015 Pazar

Şu "An"ımda Bir İnsanı Hissediyorum

İnsanları duyarız, görürüz...
Duyduğumuzu anlarız, gördüğümüz hakkında yorum yaparız.
Peki ya hissettiklerimiz...
Aslında en çok insanları hissederiz...
Geçenlerde birisiyle tanıştım. Sohbet arasında kendinden ve ailesinden konu açıldı. Trajik bir geçmişi olmuş gibi duruyordu. Tam olarak her şeyi etraflıca anlatmadı, çok üstünde durmadı.
Ama öyle bir şey anlattı ki herkes derinden etkilendi.
Konuşma esnasında bir rapçiden bahsediyorduk. Kendisine sevip sevmediğini sorduğumuzda konu açıldı.
Abisi bu rapçinin hayranıymış ve onun gibi yaşıyormuş. Değişik maddeler kullanıp, onun tarzında giyiniyor, onun tarzında konuşuyormuş. Arkadaşım abisinin güçlü bir kişiliği olmadığını ve bu nedenle bu rapçiden çok etkilenip kendisini şakağından vurmak suretiyle intihar ettiğini söyledi. İntihar ettiğinde de bu rapçinin en sevdiği şarkının son ses açık olduğunu ve onunla bu hayata veda ettiğini de ekledi.
Buraya kadar trajik hikayenin asıl önemli kısmı, bu hikayeyi anlatırken herhangi bir şey anlatırmışçasına sakin olabilmesiydi. Sesinde titreme, hareketlerinde herhangi bir gerginlik yoktu.
Bizler bundan etkilendiğimizi belirtirken, o bunun geçmişte kaldığını, kendisi için sorun olmadığını söyledi.
Tam da "bunun için üzülmenizi istemem" derken, o an göz göze geldik...
İşte tam o an, o kısacık anda gözlerindeki acıyı gördüm. O anda yaşadığının aslında onu nasıl derinden etkilediğini fark ettim. Aslında geçmişte kaldığını söylediği her şeyin nasıl gözlerinin ardına saklandığını gördüm.
O bakışları gördüğüm o an yüzündeki gülümseme anlamını yitirdi, o saçtığı rengarenk ışıklar söndü birden.
O gözlerde hem acı, hem neşe vardı...
Her şeye rağmen gülümsemeyi öğrenen, mücadele eden, arkadaş canlısı, heyecanlı, neşeli biri ve yaşadığı trajik şeylerin acısını unutmayan, hüznü, belki de pişmanlıklarını saklayan, içinde yaşayan, fırtınaları içinde koparan biri vardı o gözlerde...
Birkaç gündür o derin, hüzünlü, acı dolu ama neşeli, arkadaş canlısı, içten gözler hafızamdan çıkmıyor.
Ben o gün bir insanı duydum...
Ben o gün bir insanı gördüm...
Ben o gün bir insanı hissettim...
Ben şuan duyduklarım, gördüklerim, hissettiklerim için boğazımda bir düğümle iki damla gözyaşı akıtıyorum...


22.03.15   20:14

19 Mart 2015 Perşembe

Şu "An"larımdan Tadımlıklar


  • Aşk olmadıkça bir hikaye nasıl mutlu sonla bitebilir ki... Mümkün mü bu?!




  • Her birimiz o kadar çok korkuya sahibiz ki... Fobilere bakarsınız ne kadar değişik ve ne kadar çeşitli olduğunu görebiliriz. 
Benim de bir çok korkum var... Tüm korku filmleri ödümü patlatır hiç seyredemem, böceklerden de korkarım, hatta bazen insanlardan... Ama en büyük korkum böyle anlık bir korku değil... En ama en büyük korkum "unutulmak"... Ben göçüp giderken bu Dünya'ya "evet ben de burdaydım, ben de burda yaşadım" diyeceğim birşey bırakamayacağımı ve arkamdan "Emel'i tanırdık. Emel'i severdik" diyebilecek kimselerimin olmayacağını düşünmek en büyük acı bana...
 Ya sizin?...






  • Aşkı o kadar çok diliyoruz ki... "Doğru kişi", "gerçek aşk" vs. hep arayıp duruyoruz... 
Bir dizide baş kahraman da bizler gibi aşkı arıyordu. O an şu cümleler döküldü, ona akıl veren bilge adamın ağzından...
"Yüreğini aç, birisi senin için gelecektir. Ama önce yüreğini açmalısın..."
Gerçekten ne kadar da doğru bu. Aşkı arıyoruz, doğru insanı, bitmek bilmeyen heyecanı, tutkuyu arıyoruz...
Ama kaçımız gerçekten yüreğini korkusuzca, savunmasızca açıyor aşka yakalanmak için?
Kaçımız seçim yapmadan, mantık aramadan sadece aşkın akıntısına kapılıp, çırpınmadan bırakabiliyor kendini aşka?
Kaçımız aşka karşı tüm zırhını çıkarabiliyor, savunmasını düşürebiliyor?
Ya da kaçımız bunları henüz yapmasa da yapabilecek kadar cesur?...






  • Bazen öyle anlar yaşıyorum ki, sadece ama sadece gökyüzüne bakmak istiyorum. 
Nedendir bilinmez ama resim yaptığım zamanlar da yapmayı en sevdiğim şey, en iyi yapabildiğim şey gökyüzü yapmaktı.
Gökyüzünün ayrı bir çekiciliği var bende.
Sırlarımı, dileklerimi, umutlarımı hep gökyüzüne söylerim, en iyi arkadaşım, sırdaşım benim gökyüzü.
Uzaktakileri özlediğimde hep gökyüzüne bakarım, belki gözlerimdeki hüznü taşır bulutlar sevdiklerime diye...
Belki şans benden yana olur ve dileklerim yağmur olur yağar üstüme...
Belki hayal kırıklıklarım kapalı kasvetli bir havada bir anda güneş açması gibi birden yok olur...
Kim bilir...
Gökyüzüne bakmak...Gökyüzüne anlatmak...
Benim ilacım bu...






  • Ne yazık ki kalbim ancak yorulunca hızlı atıyor... 
Bunun olmasından daha acınası olan şey ise kalbini deli gibi attıracak o özel duyguya sahip olmadığını fark etmek...





  • Duygusal yaralar eninde sonunda hasta ederler insanı...






  • İnsanın kalbinin rahat olması ilişkide çok önemlidir. 
Aşkta " Onu sevdiğim için mutluyum, tüm alacağım bu. "diyebildiğimiz an gerçekten sevmiş oluruz. O zaman kalbimiz rahat olur çünkü verdiklerimizi almayı beklemeden sadece aşkı, sevgiyi hissetmiş oluruz.





  • Bazı anlar acınası bir halde oluyorum... 
Kalabalıklar arasında yapayanlız, ıssız... O an sadece şarkılar iyi edebilirmiş gibi geliyor beni...







  • Çölde, bir deve tüccarı her gece develerini bir ağaca bağlarmış, sabah da çözermiş. 
Ama develer gece bağlandıklarını hatırladıkları için kaçmaya çalışmazlarmış.
Bazı ilişkiler de aynen böyle. Bağlı olunduğuna dair anılar öyle gerçek ki, çözüldüğünü fark edemeyip bağlı olduğunu sanan çiftler sahip olabilecekleri özgürlüklerinden bihaber yaşamaya devam ediyorlar...








  • Güzel bir rüya görmenin en kötü yanı, uyandığınızda size kötü hissettirmesidir. Gerçekten her şeyin bir bedeli var...








  • Çoğu zaman sevdiğiniz kişinin sizi sevmesi mümkün olmuyor. Böyle bir şeyin olması mucize...







  • Hepimiz eninde sonunda öleceğiz… 
Sonunda ölüm olan bir hayatta neden çabalıyoruz ki…

Önemli olan neydi? Öleceğimizi bile bile ağlamalarımız, çabalarımız, uğraşlarımızın amacı neydi? Hepsi ama hepsi küçücük ufacık bir şey içindi. ŞU AN. Tüm emeklerimizin amacı şu an içindi. Çünkü şuan her şeyden değerli. 
Bir yolculuğa çıkıyoruz, 
Bu öyle bir yolculuk ki sonunda varacağımız yer değil yolculuğun kendisi önemli ve anlamlı, yolcuğun her anı anlamlı…

10 Mart 2015 Salı

Şu "An" Ruhum Serseri

Hayatın ardı ardına attığı tokatları yedikten sonra nasırlaşıyor ruhumuz... Sonra umursamazlık, isteksizlik, karamsarlık geliyor. Daha ne olabilir ki dedikçe birden yine tokat yiyoruz. Gittikçe nasırlaşıyor ruhumuz... Serseri oluyor duygularımız... Umarsızca, duymak istediklerini duyan, bilmek istediklerini bilen, mutlu bencilliklerimizle serserileşiyoruz...

Teoman yine yeni ve yeniden hislerime tercüman olmuş...

Tebrikler...

Özellikle nakarat harika...
Aynaya bakmam 
Kendimi bilmem
Hayat acıtınca
Dünyayı sevmem
Ne yazık ki tek tabanca
Serseri doğdum
Serseri ölcem


İşte şarkının tüm sözleri...

SERSERİ
Bunlar güzel günlerimiz
Daha beter olcak her şey
Dünya zaten yalan dolan
Kaderden kaçamaz insan
Vurulmuş kalbinin ortasından
Aynaya bakmam 
Kendimi bilmem
Hayat acıtınca
Dünyayı sevmem
Ne yazık ki tek tabanca
Serseri doğdum
Serseri ölcem

10.03.15 16:56