11 Mayıs 2015 Pazartesi

Şu "An"ımda Köklerimle Toprağa Tutunmalıyım (At That Time I must to hold on the ground with my roots)

Bizler tutunmayı severiz...

Bazen birilerine...
Bazen duygulara...
Bazen hayallerimize...

Şuan kökleri olmadan beslenemeyen bir ağaç gibi hissediyorum kendimi. Besinimi sıkıca tutunduğum toprağımdan alıyorum. Uzun zamandır tutunmayı unutmuştum, Tamamen özgür olmayı düşünmüştüm. Sanki köklerim beni hapsediyormuş, özgürlüğümü engelliyormuş gibi hissetmiştim. Ama şuan fark ediyorum ki aslında köklerim benim daha da özgür olmamı sağlıyormuş. Besinimi onlar sayesinde edinip, o ulaşılmaz görünen gökyüzüne büyüyerek biraz daha yaklaşmamı sağlıyormuş.

Benim köklerim hayallerim...
Benim köklerim duygularım..
Benim köklerim düşüncelerim...


We like hold on somewhere...

Sometimes hold on someone...
Sometimes hold on feelings...
Sometimes hold on our dreams...

Now, I feel myself as a tree can't be fed without roots. I take my foods from the ground that I hold on tightly. I forgot to hold on since long time. I thought being free completely. I feel like my roots incarcerate me and hinder my freedom. But I realize that actually, my roots provide that I have more freedom. I take my foods by my roots and they provide that I can reach to sky which looks like inaccessible by grow up.

My roots includes my dreams...
My roots includes my feelings...
My roots includes my thoughts...


5 Mayıs 2015 Salı

Şu "An"ımda Korkusuzca (At That Time Fearlessly)

Herkesin kalbinin derinliklerinde bir kör nokta vardır...
Mutlaka yaşanmış kötü şeyler bu karanlık, kuytu, rutubetli köşeye sıkıştırılmıştır...
Mümkünse hiç çıkarılmamak için atılmıştır oraya.
Hiç bahsetmemek için sıkıca örteriz üzerini, kaçarız konuşmaktan, duymaktan, hatırlamaktan.
Ama biz sustukça o karanlık koyulaşır.
Biz karanlığın içine girme cesaretini göstermedikçe o karanlık daha da koyulaşır, büyür.

Susmak, içimizde saklamak, hatırlamaktan bahsetmekten kaçınmak sadece bu karanlığı daha da başa çıkılamaz yapar...

Eğer ki cesaretiniz yoksa, yanınızdaki o kişinin elini tutun...
Sıkıca...
Yardım isteyin...
O karanlıkla baş etmek için...
O karanlığa dalıp ışığı açmak için...

Kaçmak yenilmektir...
Yüzleşmek kazanmak...


Everybody has a blind spot inside of oneself...
Certainly, bad things that are lived are compressed in this dark, nook, humid corner...
If its possible, these things are discarded for never come to light...
We draw nigh tightly for never mention. We run away from talk about, listen and remember...
But when we keep quiet, the darkness goes on more dark.
The darkness goes on more dark and more huge, unless we don't dare to go into the darkness.

Keeping quiet, keeping inside, running away from remember and mention are done this darkness that is unruly...

If you dont have the courage, hold person's is near you hand...
Tightly...
Want help from this person...
For overcome from this darkness...
For open the light after dive inside the darknesss...

Running away's meaning is lost...
Standing face to face's meaning is win...